Saraybosna Kuşatması’nın Karanlığından Umuda Uzanan Yolculuk
Bosna Hersek futbolunun dünyaca tanınan efsanevi ismi Edin Dzeko, çocukluk yıllarında tanıklık ettiği büyük trajedileri ve başarıya giden zorlu serüvenini gözler önüne seren sarsıcı bir mektup yayımladı. Uluslararası spor medyası platformu The Players’ Tribune için kaleme aldığı bu duygu yüklü metinde, ülkesinin yeni nesline seslenen 40 yaşındaki deneyimli golcü, geçmişin karanlık anılarından sıyrılarak geleceğe dair güçlü bir umut aşılamayı hedefliyor. Dzeko, satırlarına “Bosna Hersek’teki sevgili çocuklar, sizin için bir mesajım var; hiçbir şey imkansız değildir” sözleriyle başlayarak genç beyinlerin hayallerine sıkı sıkıya sarılması gerektiğinin altını çiziyor.
Sırp güçlerinin başkent Saraybosna’yı abluka altına aldığı döneme dair travmatik anılarını ilk kez bu kadar berrak bir dille paylaşan yıldız oyuncu, savaş başladığında henüz altı yaşında bir çocuk olduğunu hatırlatıyor. İlk sirenler çaldığında annesinin kendisini kucaklayıp bir ayakkabı dolabının arkasına sakladığı o ilk günü dün gibi hatırladığını belirten Dzeko, tam dört yıl süren bu dehşet ortamında evlerinin güvensiz hale gelmesiyle büyükanne ve büyükbabasının evine sığınmak zorunda kaldıklarını ifade ediyor. Deneyimli futbolcu, yaklaşık 40 metrekarelik daracık bir dairede 15 kişinin yerde yan yana uyuyarak hayatta kalmaya çalıştığı o günlerin, üzerlerinde bıraktığı derin izleri aktarıyor.
Bombaların Gölgesinde Çarpan Futbol Aşkı
Yaşanan yoğun korku ve hayati tehlikeye rağmen çocukluk enerjilerinin ve sokağa çıkma arzularının önüne geçilemediğini belirten başarılı santrafor, o dönem maruz kaldıkları psikolojik baskıyı çarpıcı örneklerle anlatıyor. Dışarıda masum insanların her an bombaların hedefi olduğu ve ambulanslarla hastanelere taşındığı bir dünyada, bir çocuğun yıllarca dört duvar arasında tutulmasının imkansızlığını dile getiren Dzeko, yetişkinlerin de bu tehlikenin farkında olmasına rağmen zaman zaman çaresizce esneklik gösterdiğini söylüyor.
Saldırıların nispeten durulduğu ve etrafın sakin göründüğü nadir anlarda annesinin izniyle sokağa fırlayabildiğini ifade eden Boşnak oyuncu, mahalledeki diğer akranlarıyla birlikte yıkıntıların arasında futbol oynadıklarını belirtiyor. Her şeyin paramparça edildiği yokluk içindeki bir coğrafyada futbolu sadece saf bir sevgi ve tutkuyla oynadığını vurgulayan Dzeko, o dönemde yeşil sahaya adım atmanın kendisi için adeta savaşa karşı bir direniş ve özgürlük çığlığı anlamına geldiğini aktarıyor.

Bir Babanın Hayat Dersleri ve Efsane İdol “Sheva”
Kariyerinin şekillenmesinde ve insani karakterinin oturmasında babasının çok kritik bir rol oynadığını belirten tecrübeli futbolcu, mektubunda ailesinin yaptığı fedakarlıklara da geniş yer ayırıyor. Babasının geçimini sağlamak için ekmek taşıdığı zorlu yıllarda, kendisini ilk kulübünün antrenmanlarına yetiştirebilmek adına işine sık sık ara verdiğini anlatan Dzeko, yolculuklar esnasında babasından aldığı altın değerindeki nasihati asla unutmadığını dile getiriyor. Babasının kendisine her zaman “Kibar ol, herkese nereden geldiklerine bakmaksızın eşit davran” dediğini belirten golcü oyuncu, alt liglerde futbol oynamış babasını hayatının en büyük kahramanı olarak ilan ediyor.
Çocukluk yıllarında hafta sonları televizyon başına geçerek babasıyla birlikte dönemin en prestijli organizasyonu olan İtalya Serie A maçlarını izlediklerini söyleyen Dzeko, o dönemin efsane Ukraynalı golcüsü Andriy Shevchenko’ya olan hayranlığını gizlemiyor. Sarışın olması ve altyapıda durmaksızın gol atması sebebiyle antrenörlerinin kendisine “Sheva” lakabını taktığını gururla paylaşan yıldız oyuncu, o yıllarda Zeljeznicar’ın A takımında oynamayı tek gerçek hedef olarak gördüğünü, bir gün İtalya’da sahaya çıkabilmeyi ise ancak uzak bir peri masalı olarak düşleyebildiğini itiraf ediyor.
Sınırları ve Kimlikleri Aşan Küresel Birlik Çağrısı
Mektubunun son bölümünde Bosna Hersek’in çok kültürlü, kozmopolit ve dinamik yapısına dikkat çeken Edin Dzeko, dünyanın dört bir yanına dağılmış olan tüm Boşnak çocuklara tarihi bir çağrıda bulunuyor. Saraybosna’da, Roma’da ya da okyanus ötesindeki St. Louis’de yaşanılmasının hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini belirten efsane oyuncu, genç neslin köklerini ve geldikleri toprakları asla unutmamasının hayati bir önem taşıdığını savunuyor.
Etnik kökenlerin veya inanç sistemlerinin insanları ayrıştırmaması gerektiğinin altını çizen deneyimli futbolcu; Müslüman, Musevi, Katolik ya da Ortodoks fark etmeksizin ortak paydanın “Bosnalılık” kimliği olduğunu hatırlatıyor. Bosna’nın bağrından çıkan çocukların doğru motivasyonla dünyayı fethedebilecek potansiyele sahip olduğunu belirten efsane kaptan, “Dünya ayaklarınızın altında. Hepinizi çok seviyorum” sözleriyle genç beyinlere özgüven aşılayarak mektubunu sonlandırıyor.
